HAYKO CEPKİN
Sahneyi paylaştığı isimler arasında sırasıyla Öztürk, Ogün Şanlısoy, Aylin Aslım, Koray Candemir ve Demir Demirkan gibi isimler vardı. Cepkin ayrıca bu müzisyenlerin bazılarının albümlerinde aranjör ve düzenlemeci kimliğiyle yer aldı. Cepkin, Murathan Mungan'ın sözlerini yazdığı şarkıların farklı müzisyenler tarafından seslendirildiği Söz Vemiş Şarkılar isimli albümde yer alan ve Aylin Aslım'ın seslendirdiği "Kimdi giden" adlı şarkının da düzenlemesini yaptı.
Hayko Cepkin, 2005'te beste ve müziğini kendisinin yaptığı ve evinde kaydettiği şarkıları bir araya getirerek ilk albümünü çıkardı. Alternatif tarzdaki albüm "Sakin Olmam Lazım" adıyla müzik marketlerdeki yerini aldı.
2OO7'de Tanışma Bitti adıyla piyasaya sürdüğü albümünde rock soundlarını ağırlıklı olarak kullanan şarkıcı, albümde gitarist Umut Töre, bas gitarist Poyraz Kılıç ve baterist Murat Cem Ergül'le birlikte çalıştı.
Milliyet Gazetesi'nde 19 Mayıs 2007 Tarihinde Yayınlanan Hayko Cepkin Röportajı
Albümün konsepti korku. Nereden geliyor bu korku?
Müzik bir tür duygu aktarma yöntemi. Bu albümde korku duygusunu aktarmaktı niyetim. Müzikle beraber korkuyu aşılayan, tüyleri diken diken eden parçalar yaptim. Şarkılarım ölüm korkusu, kaybetme korkusu, yalnız kalma korkusu üzerine. "Hayat zor ve korkutucu. Ama istediklerini yapabilmen için ayakta kalman lazım ey insanoğlu" şeklinde bir tavrı var albümün. Hesap soran, sözleri kaba bir albüm oldu.
-En büyük korkunuz ne?
Ellerimi kaybetmek. Albümün içinde de, ellerim kesilmis bir halde piyanonun başından durdugum bir fotoğrafım var.
Albümün adı "Tanışma Bitti". Ne başladı ya da ne başlayacak?
Genelde albümün çıktığı dönemde tavrım neyse albümün adı da o oluyor. "Sakin Olmam Lazım" müzik piyasasına karsi sakin durması gereken bir adamı anlatıyordu. "Tanışma Bitti" ise "Tanışma faslı bitti, bakalım gerçek yüzümü nasıl bulacaksınız?" diyen bir albüm.
-"Sakin Olmam Lazım"i evde kaydetmiştiniz. İlk röportajımızda "Komşular rahatsız olmasın diye şarkıları adam gibi söyleyemedim" demiştiniz. Yeni albüm adam gibi oldu mu?
İlk albümde istedigim vokaller ve davullar yoktu. Benim bilgisayarımda çıkardığım davul sesi ruhsuzdu. Bu albümde davulcu stüdyoda çaldı, ben de vokalimi stüdyoda yaptım. "Tanışma Bitti"nin yüzde 80'i yine ev kaydı. Sound, güç, siddet olarak tam istediğim gibi, adam gibi oldu. İlk albümün kudreti yoktu, yenisinin kudreti var. Beni konserlerimde izledikten sonra "Bu adamın albümü niye böyle olmus ya!" diyenlere "Aha işte yenisi istediginiz gibi" cevabını verebileceğim artık.
-İlk albümünüzün türünün bozuk oldugunu söylemiştiniz. İkinci albümü kendi dilinizde yorumlamanız gerekse ne söylerdiniz?
Basın bülteninde yazdigim gibi şiddet içerikli hafif Batı müziği.
-Yeni albüm ilkinden daha arabesk ve daha sert, değil mi?
Evet. Yine rock, elektronik ve arabesk birbirine girmiş durumda. Bir sonraki albümde müziğim daha da sertleşecek. Bu iki albüm dinleyiciyi sert müziğe hazırlamak içindi.
-Bu kadar sert rock müziğin alıcısı var mi Türkiye'de?
Dinleyicisi de alıcısı da var. Sana kıymet vermeye başladıktan sonra ne yaparsan yap takip ediyorlar. Düşünün, Duman ilk çıktığında tepkiyle karşılandı ama şimdi kitleleri peşinde koşturuyor. Kurban, Metallica konserinde alt grupken içi sidik dolu pet siseler attılar adamların sahnesine. Ama tekrar birleşmelerini isteyen çok kişi vardı. Türkiye'de pop festivali yapılmıyor. Binlerce kişilik rock ve elektronik müzik festivalleri düzenleniyor.
-"Tıkanırsam tamamen cover'dan oluşan bir albüm çıkarabilirim"
Size sarkı yaptıran ne oluyor? Kızgınlık, hayal kırıklığı, üzüntü... Geçen seferki röportajımızda "Hayatımda bir kez bile bir kadına şarkı yapmadım" demiştiniz. İkinci albümde de mi bir kadına yazılmış şarkı yok?
Yok. Belki yaşlanınca "Hey kadınlar neredesiniz, yaslandım ama gelin" gibi saçma sapan şarkılar yaparım. Şarkı yapmak benim için çok da zor olmuyor. Ben kendi kendine sıkıntı yaratabilen bir bünyeyim. Herhangi bir şeye canım sıkılınca kendimi buhranlara sokarım, sonra geçerim piyanonun başına. Bu sırada ortaya çıkan melodilerin kimi ölü doğuyor, kimi de şarkıya dönüşüyor.
-Özellikle rock söyleyen şarkıcılar albümlerine yeni şarkıların yanı sıra illa bir cover da koyuyor. Sizin böyle bir planınız var mı?
Cover yaptığımda şarkı tanınmaz hale geliyor. Şarkıyı komple değistiriyorum. Resmen parçalıyorum. Yıllar geçer, hani tıkanırsın, best of'lar çıkarmaya başlarsın, işte o dönemde tamamen cover'dan olusan bir albüm çıkarabilirim.
"Tavsiyem seneye Müslüm Baba gitsin Eurovision'a. Dağıtsın orayı"
-Türkiye'de yaşayan bir Ermeni olarak Hrant Dink suikasti ve Malatya'da İncil dağıtan yayınevinin basılmasini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir tedirginliginiz, korkunuz var mi? Huzursuz mu yaşıyorsunuz?
Tedirginlik yaratan mevzular var, evet. Tüm bunlar darbe etkisi yapti bana. 20 yıl geriye gittik sanki. Hele orta yolların bulunacağını hayal ettiğim bir dönemdeyken yaşanması beni çok üzdü. "Yine bir gazeteci, yine düşünen bir adam öldü" diye düşünüyorum. Ve çok üzülüyorum.
Son günlerin en çok konusulan konusu Eurovision'da Ermenistan'a tam puan vermemiz. Karşılığında puan alamadık ama. Ermenistan'i Hayko adlı bir şarkıcı temsil etti ya, tatildeki arkadaşlarım telefonda benimle dalga geçti. "Ermenistan'i sen mi temsil ediyorsun?" diye. Ben de "Bursa'da konser verdim. 20 bin kisilik şahidim var" dedim. Eurovision geçerliliğini politikanin çok öne çıkması nedeniyle çoktan kaybetti. Kim kime ne kadar puan vermiş umrumda degil o yüzden.
-Diyelim ki önümüzdeki yıl TRT tarafindan size "Bizi sen temsil et" dendi. Cevabınız ne olurdu?
Sanırım kabul etmezdim. Müziğin evrenselliğinden bahsederken işin içine politikanin girmesine sinir oluyorum çünkü. Benim tavsiyem seneye Müslüm Baba gitsin Eurovision'a. Dağıtsın orayı.
"İşimiz rock'n roll. Kulise bir sürü kadın geliyor. Hatunlar kulise girdiginde niyetleri bozuksa buz gibi davranıyorum"
-Bir internet sitesinde "hayranlarinizla yakınlaşmaktan kaçınmadığınız" yazıyordu.
Rock'çılarin kulisine giren kadın hayranlar meşhurdur zaten. Benim için sahne kutsal. Müziğim mistik ve gotik. O kutsallığı kadın hayranlarımla birlikte olarak bitirirsem kutsallığını kaybederim işin. Konser sonrasi tavrım degişmez. İşimiz rock'n roll. Kulise bir sürü kadın geliyor. Geceyi güzel kapatıp İstanbul'a dönebilirim. Hatunlar kulise girdiginde niyetleri bozuksa buz gibi davranıyorum. "Başka bir niyetle gelmiştim ama sanırım olmayacak. Güzel konserdi. İyi akşamlar" deyip çıkıyorlar kulisten.
e iki albüm çıkaran Cepkin, alternatif tarzıyla dikkat çekmektedir. Şarkıcı bir çok önemli müzisyenle çalışmış, düzenleme ve aranjörlük yapmıştır.MALT BİYOGRAFİ
90’lı yıllarda Badluck grubunun solistliğini yapan, ekranların tanınan simalarından Cenk Durmazel, yeni gurubu MALT ile hazırladığı ilk albümü “Kendi Adını Taşıyan İlk Albüm” Pasaj Müzik etiketiyle müzik marketlerde yerini aldı.
Yol albümü niteliğinde olan Malt’ın “Kendi Adını Taşıyan İlk Albüm”ü eğlenceli, hayatı sorgulayan ve ironi yüklü sözlerinin yanı sıra sert ve enerjik sounda sahip bir performans albümü.
Cenk Durmazel, Malt ile 3 hafta gibi bir sürede kaydettiği ilk albümleri için; sek ve buzsuz oldu benzetmesini yapıyor. Zor hayat şartları altında yaşayanlar için pozitif yüklü parçalar söyleyen Malt, bu albümü dinlerken kimsenin dert sahibi olmayacağını söylüyor.
“Tanımadığımız insanlar üzerinden ticari sonuçlara varmak yerine ne hissediyorsak onu yaptık” diyen Cenk, Erdem’den sıkıldığı bir dönemde, yanına aldığı 3 kişi ile kurduğu Malt ile yüzlerce türü karıştırmadan sadece rock yapıyor.
ATM stüdyolarında hazırlanan albümde tüm şarkı sözleri Cenk Durmazel’e ait, besteler ise gurubun ortak çalışması sonucu ortaya çıktı. Cenk Durmazel(vokal), Cenk Turanlı(bas), Barış Ertunç (gitar) ve Güray Gürsoy ‘dan(davul) oluşan MALT’ın ilk klibi “Aşkın Gözü” adlı parçaya gurubun davulcusu Güray Gürsoy yönetmenliğinde, 35 mm formatında çekildi. Sütlücede bulunan Makine Stüdyolarında, yeşil background da çekildikten sonra, bilgisayarda çeşitli teknikler yardımıyla arka fondaki mekanlar oluşturuldu.
LİNKİN PARK BİYOGRAFİ
Üyeler
Chester Charles Bennington (Chazy Chaz) Vokal - Gitar (pek Çalmasada)
Joseph Hahn (Mr Hahn) Turntable - Director
Phoenix Farrel: Bass Gitar
Brad Dalson: Gitar
Rob Bourdon: Davul
Mike Shinoda (Mad Madness) Klavye - Gitar - Vokal
ŞEBNEM FERAH BİYOGRAFİ
12 Nisan 1972 yılında Yalova'da doğdu. Kırmızı elbiseler giyerek mahallede şarkılar söyleyen Şebnem Ferah'ın müziğe olan ilgisi küçük yaşlarda başlamış. Şebnem'in müzikle tanışmasında ailesinin çok büyük rolü olmuş. İlk okulda enstrüman ve solfej dersleri almaya başlamış. Şebnem'in ailesinde hemen hemen herkes müzikle içiçe ve evin her köşesinde enstrüman olduğu için müzik konusunda bilgili ve hazır olarak atılmış piyasaya.
İlk okul yıllarında mandolin kursu alan Şebnem okul orkestrasında da solistlik yapmış ve bugüne dek hayatını müzikle bağdaştırmış. Liseyi Bursa Gemlik'te "Özel Namık Sözeri Lisesinde" yatılı bir öğrenci olarak okumuş ve bu dönemler Şebnem'in kendisini tanımasına, tek başına ayakta kalmasına yardımcı olmuş.
Şebnem'in okul orkestralarında başlayan bu serüveni daha sonra küçük topluluklarla devam etmiş. Lise zamanlarında"Pegasus"adlı grubuyla beraber çalışan ama kafasında bir kız grubu hayali olan Şebnem, 80'lerin ortasında Bursa'da açılan bir stüdyo sayesinde Sedat abisiyle tanışmış ve bu hayalini 1988 yılında kurduğu "Volvox" grubuyla gerçekleştirmiştir. Müzik uğruna "Odtü Ekonomi" Bölümünü 2. sınıftan terk etmiş ve daha sonra İstanbul'a gelince "İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili Ve Edebiyatı" bölümüne kaydolmuş.
1994 yılında "Volvox" grubunun dağılması sonucu Şebnem Ferah bireysel çalışmalarına başlamış. Rahmetli sanatçımız Onno Tunç ve Sezen Aksu'nun keşfi sonucu Underground ortamdan daha Ferah bir ortama kavuşmuş.
Daha sonra "15 Kasım 1996 Cumartesi" günü "KADIN" adlı ilk solo albümünü çıkardı. İlk videosunu "Vazgeçtim Dünyadan" adlı parçasına çeken Şebnem, Rock müzik piyasasını yeni bir döneme soktu. Çıkışıyla büyük bir sansasyon yarattı. Gerek kaset satışları gerekse video klibiyle uzun süre listelerde bir numara olarak boy gösterdi. Daha sonraları "Yağmurlar", "Bu Aşk Fazla Sana" ve "Fırtına" adlı şarkılarına klip çekti. İlk konserini "04 Nisan 1997" de "İzmir Ege Üniversitesi" nde verdi ve büyük bir kalabalığa yaklaşık 6000 kişiye unutulmayacak dakikalar yaşattı. İzmir'deki konserin ardından Türkiye'nin çeşitli yerlerinde konserlerine devam etti ve bu konserlerin yanı sıra düzenli bar programları da yaptı.
Tabii ki Şebnem`in yaşadığı çok büyük acılar da oldu. 1998 yılında Ablası Aycan Ferah`ı yitirdi. Üzüntülü bir dönemin ardından 2.5 yıllık bir aradan sonra "24 Haziran 1999 Perşembe Günü" ikinci albümünün ilk klibi "Bugün" müzik kanallarında boy göstermeye başladı ve tarih "30 Haziran 1999 Çarşamba" yı gösterdiği zaman "Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" adlı ikinci albümünü yine sansasyonlu bir şekilde bizlere sundu. İlk albümünde olduğu gibi ikinci albümünde de İskender Paydaş ve Pentagram ekibiyle çalışan Şebnem yine herkesi üzerine yoğunlaştırdı. Çok samimi sözlerin üzerine sarılmış etkileyici melodiler yine hafızamıza kazınacak ve aklımızdan asla silinmeyeceklerdi. Albümün ikinci videosu "Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" şarkısına geldi, klibin yönetmenliğini Hakan Yonat yaptı. İkinci albümün ardından yine araya uzun bir stüdyo dönemi girdi.
Bu arada acılar Şebnem`in peşini bırakmadı. 1999 yılında meydana gelen 17 Ağustos depreminde Babası Ali Ferah`ı yitirdi. Acılarını hafifletmek ve yeni şarkılar üretmek için müziğe daha da sıkı sarılmayı tercih etti. Böylece "03 Ekim 2001" tarihinde "Perdeler" adlı üçüncü albümü yayınlandı ve yine büyük beğeni topladı. Bu sefer ki albümde Şebnem, İskender Paydaş ve Pentagram üyeleriyle değil de sahnede birlikte çaldığı müzisyenlerle çalışmıştı. Bu albümden ilk video, albümle aynı adı taşıyan "Perdeler" şarkısına çekildi. Klip, Türkiye standartlarının çok dışında ve oldukça güzel görüntüler barındırıyordu. Bu klipten kısa bir süre sonra "Sigara" şarkısı da, renkli camda boy göstermeye başladı.
İki yıl aradan sonra, tarih "12 Mayıs 2003 Pazartesi" yi gösterdiğinde, yeni albümünün ilk videosu "Ben Şarkımı Söylerken" müzik kanallarında dönmeye başladı. "15 Mayıs 2003 Perşembe Günü" "Kelimeler Yetse" adlı muhteşem bir albümle Şebnem tekrar aramıza dönmüş oldu. İlk klibiyle kendinden oldukça söz ettirmeyi ve yine yeniden gündeme oturmayı başardı. Röportajlar, Tv programları derken kendini yoğun bir temponun içinde bulan Şebnem, bu yoğun temponun arasında Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler ve Mayın Tarlası’na da klip çekti ve yeni albüm çalışmalarına başlayana dek Türkiye'nin bir çok şehrinde konserler verdi...
Sessiz sedasız geçen bir yılın ardından, “5 Temmuz 2005 Salı günü” bu defa Tarkan Gözübüyük prodüktörlüğünde 5. albümü “Can Kırıkları”nı yayınlayarak yeniden piyasaya damgasını vuran Şebnem Ferah, ilk klibini de albümle aynı ismi taşıyan şarkısı “Can Kırıkları”na çekti. Son albümlerine oranla sert sounduyla dikkat çeken albümünün, 29 Temmuz 2005 günü Parkorman’da gerçekleşen gala konseriyle yeniden dinleyicilerine kavuşan Şebnem’in yeni albüm konserleri de bu sayede başlamış oldu. Çok geçmeden “Çakıl Taşları”na ikinci video klip geldi. Katıldığı programlarda birçok klip ve konser müjdesi veren Şebnem’in, konser maratonu halen devam etmekte...

![lrg-2512-lrg-84-kelimeler154[1]](http://img0.bloggum.com/upload/lib/img/21424/p120/r_0wse4f8515bgdpky8jqc.jpg)
![lrg-2510-lrg-156-kelimeler33[1]](http://img0.bloggum.com/upload/lib/img/21424/p120/r_bkegs7887uc8xr5hx6iy.jpg)
![lrg-2503-lrg-116-kelimeler183[1]](http://img0.bloggum.com/upload/lib/img/21424/p120/r_ln006tujbs2gm4gd8xfn.jpg)
![lrg-2496-lrg-96-kelimeler165[1]](http://img0.bloggum.com/upload/lib/img/21424/p120/r_qgxbdys5rzp0djtys2qc.jpg)












